Binlerce takipçisi olan foodwineandcat’in yaratıcısı Burcu İstekli Medine için mutfak, günün yorgunluğunu bıraktığı, kendine döndüğü bir alan. Farklı tatları bir araya getirirken sezgilerine güveniyor, sofralarında küçük sürprizler yaratmayı seviyor. Yaptığı her tabak, o an ne hissediyorsa biraz onu yansıtıyor
Sosyal medyada “foodwineandcat” kimliğiyle tanınan Burcu İstekli Medine, mutfağa tatların yanı sıra duyulara hitap eden bütünsel bir deneyim olarak yaklaşıyor. Çocukluk yıllarından gelen doğallık, Akdeniz mutfağına olan yatkınlık ve füzyon bakış açısıyla şekillenen içerikleri, izleyicisini sıradan bir sofradan çok daha fazlasına davet ediyor. Hemşirelikten gastronomiye uzanan bu hikayede, yemek; lezzetin ötesinde bir anlatıya, bir atmosfere ve en önemlisi bir hisse dönüşüyor.
Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Hemşirelikten gastronomi içerik üreticiliğine uzanan hikayeniz nasıl başladı?
1989 yılında Bilecik’te doğdum. Çocukluğum, pek çok kişinin hayalini kurduğu o küçük ve yemyeşil köyde geçti. Büyüyene kadar hayat, masallardaki kadar sade ve romantikti. Ancak ortaokul ve lise yıllarımın aynı kolaylıkta geçtiğini söyleyemem.
2006 yılında Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’ni kazanarak İzmir’e geldim. O günden bu yana, yaklaşık 20 yıldır İzmir’de yaşıyorum.
Yemek yapmayı çocukluğumdan beri çok severim. Annem, “Daha 9 yaşındaydın ama herkesten güzel pilav yapardın, çok şaşırırdık” diye anlatır. Aslında mutfakla bağım belki de doğuştan… Ancak bu ilgimin profesyonel bir yola dönüşmesi; yoğun ve stresli iş temposundan uzaklaşıp, kendime sığınacak bir alan aramamla başladı.
“foodwineandcat” kimliği nasıl doğdu?
Aslında sosyal medya içerik üretimine başladığım ilk nokta Instagram değildi…
Bir kadının belki de en çok desteğe ihtiyaç duyduğu lohusalık dönemini, Amerika’da yapayalnız geçirdim. O süreçte yalnızlığıma deva olan şey; anneler için, ek gıdaya geçecek bebeklerine yemekler hazırladığım “Bebek Mutfağı” adlı Facebook grubum ve blogumdu.
Zaman geçti, çocuğum büyüdü… Ve yıllar sonra sosyal medyaya yeniden dönme isteği duydum. İçerik üretiminde her zaman hayatımla paralel ilerlediğim için, artık kendi ilgi alanlarıma yönelme zamanı gelmişti.
Bir gün, keyifli bir sofrada arkadaşım bana “Tekrar bir hesap açsan adı ne olurdu?” diye sordu. Ben de hiç düşünmeden; “Sanırım artık sadece kendimin keyif aldığı üç şey… yemek, şarap ve kedi” diye cevap verdim. Ve o gün, o sofrada, bu kadar insana ulaşacağımı bilmeden “foodwineandcat” instagram sayfamı açtım…
Ardından “Bir işi yapıyorsam, en iyi şekilde yapmalıyım” mottosuyla WSET şarap uzmanlığı sertifikalarımı aldım. Yıllar sonra ise yeniden öğrenci olup, Anadolu Üniversitesi Aşçılık bölümünde eğitimime başladım.
Tarif üretim süreciniz nasıl gelişiyor? Bir yemeği kurgularken ilk çıkış noktanız ne oluyor?
Yeni neslin yaşam temposunun oldukça yoğun ve stresli olduğuna inanıyorum. Bu stresi dengeleyebileceğimiz en özel alanın ise keyifli sofralar olduğunu düşünüyorum.
Tarif içerik tarzım; farklı tatları ve görsel deneyimleri bir araya getirdiğim dünya mutfağı üzerine kurgulu. Ancak bu yolculukta, atalarımızdan miras kalan Anadolu mutfağını da unutmuyor, onu modern dokunuşlar ve füzyon bir bakış açısıyla sık sık yeniden yorumluyorum.
Yaratıcılığınızı besleyen en önemli ilham kaynakları neler? Günlük hayatınız bu sürece nasıl etki ediyor?
Çocukluğum, zeytin, incir, üzüm, nar ve doğanın sunduğu sayısız yeşilliğin içinde geçti. Bu nedenle damak zevkimin Akdeniz mutfağına doğal bir yatkınlık taşıdığını düşünüyorum.
Akdeniz mutfağı benim için her zaman özel bir yerde dursa da, mutfakta benimsediğim temel yaklaşım, farklı kültür ve coğrafyaları aynı tabakta buluşturabilen füzyon mutfağı.
Gündelik hayatım ise çoğunlukla, haftalık olarak üreteceğim içerikleri hayal edip kurgulamak ve bu doğrultuda gerekli malzemeleri titizlikle toparlamakla geçiyor.
Mutfak stilinizi nasıl tanımlarsınız? Sizi en iyi anlatan tatlar, teknikler veya malzemeler hangileri?
Kendi mutfak stilimi tanımlayabilmek için önce gastronomiyi doğru ifade etmem gerekir. Gastronomi; Antik Yunanca kökenli “gastro” (mide) ve “nomos” (kural) kelimelerinden türemiştir ve “midenin kanunu” anlamını taşır.
Ancak bugün gastronomi, yalnızca yemeğin kendisini değil, kişinin oturduğu sandalyenin rahatlığından dinlediği müziğe, kullandığı çatal bıçaktan sofradaki ışığa kadar uzanan bütünsel bir tat deneyimini kapsar. Ben de bu bütünsel deneyimi, daha sanatsal ve duyusal bir şekilde nasıl aktarabileceğimin peşindeyim.
Damağın gelişebilen bir yapı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle farklı tüm tatlara her zaman açığım. Genel geçer mutfak tekniklerini ev ortamında uygulanabilir hale getirmeyi önemsiyorum.
“Slow Food” prensibini benimsemiş biri olarak, taze ve yerel ürünleri tercih ediyor, fast food ürünlerden ise bilinçli olarak uzak duruyorum.
Sosyal medyada içerik üretirken görsellik, hikaye ve lezzet dengesini nasıl kuruyorsunuz?
Sosyal medyada içerik üretirken benim için kurgunun en önemli unsuru hikayeleştirme. İzleyicinin videoyu izlerken akışa kapılmasını ve tarif edemediği bir huzur hissetmesini isterim. Bu nedenle müzik seçimlerime de her zaman ekstra özen gösteririm.
Lezzet tarafında ise hem aldığım eğitim hem de yıllar içinde oluşan damak hafızamla, tatları birbiriyle adeta dans ettirmeyi seviyorum. Ancak benim için mesele yalnızca tat değil… Yemeğin en temel unsurlarından biri olan dokular arasındaki dengeli geçişler, en sevdiğim dokunuşların başında geliyor.
Tatlı, ekşi ve tuzlunun bir araya geldiği bir salatada, son dokunuş olarak eklenen kıtır bir doku… İşte benim mutfağımı tanımlayan küçük ama etkili detaylar tam olarak bunlar.
Çünkü benim için yemek, sadece karın doyurmak değil, duyulara dokunan, hikâyesi olan ve iz bırakan bir deneyim yaratmak.
Gastronomi yolculuğunuzda sizi en çok heyecanlandıran hedefleriniz ve hayalleriniz neler?
Gastronomi yolculuğunu, sonu olmayan; uçsuz bucaksız bir serüven olarak görüyorum. Öğrenmenin ve deneyimin hiç bitmediği bu yolda, her zaman bir çırağın heyecanıyla mutfağa girip, bir ustanın özgüveni ve tecrübesiyle tabağımı sunmak isterim.
Bu yolculukta yeni tatları, farklı mutfakları ve teknikleri keşfetmeye devam ederken, tüm bu deneyim sürecimi filtresiz bir şekilde daha fazla insana ulaştırmak ise en büyük amacım.