Hayal gücü cesur olanlar, mutfakta fark yaratır

Hayal gücü cesur olanlar, mutfakta fark yaratır
Mehmet Faruk Yardımcı, uluslararası mutfaklarda yükselen başarı grafiğiyle gastronomi dünyasında adını güçlü bir şekilde duyuruyor. Her adımında hayallerini takip eden şef, yaratıcı vizyonunu cesurca hayata geçiriyor. Gelecekte Marriott bünyesinde üst düzey yönetim yolunda ilerlerken, mutfakta ve ötesinde önemli projelere imza atmayı sürdürüyor.

Mehmet Faruk Yardımcı, gastronomi yolculuğuna Bolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde başladı, ardından Aşçılık Meslek Yüksekokulu’ndan mezun oldu. Kariyerinin ilk yıllarında İstanbul’daki restoran ve otellerde deneyim kazanan Yardımcı, kısa sürede uluslararası mutfak dünyasına adım atarak Almanya, Birleşik Krallık, Dubai, Abu Dabi, Suudi Arabistan, Umman, Kazakistan ve Singapur’da görev aldı. 10 yılı aşkın süre Grand Hyatt, Sheraton, Marriott, The Ritz-Carlton, The Edition ve The St. Regis gibi önde gelen otellerde liderlik pozisyonlarında bulunan Yardımcı, The Ritz-Carlton Abu Dhabi’de geliştirdiği brunch konseptiyle üst üste üç yıl ödüller kazandı.

17 yılı aşkın süredir Marriott bünyesinde kariyerini sürdüren Yardımcı, bugün JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea’de Executive Chef olarak mutfak operasyonlarını yönetiyor ve EMEA Luxury Brands Culinary Advisory Board üyesi olarak bölgesel gastronomi stratejilerine katkı sağlıyor.

Gastronomi tutkunuz nasıl başladı ve sizi mutfakta en çok etkileyen kişi kimdi?
Gastronomiye olan ilgim çocukluk yıllarıma dayanıyor. Dedem ve babaannemin yanında büyüdüm; dedem güçlü ve saygı gören bir baş aşçıydı ve onun mutfaktaki duruşu beni derinden etkiledi. Küçük yaşlarda iş yerinde dev kazanlarda yemek hazırlayan aşçıları izlemek, bu mesleğe duyduğum tutkuyu kalbime işledi. Ortaokuldayken babam beni Bolu Aşçılar Festivali’ne götürdü, sahnedeki şeflerin genel edası ve etkileyici sunumları beni büyüledi. Babam “Sen de onlar gibi olmak ister misin?” dediğinde tereddütsüz “Evet” dedim ve yolum belli oldu.

Marriott ile yolunuz nasıl kesişti ve bu deneyim sizin için ne ifade ediyor?

Marriott ile hikayem aslında İngiltere’de başladı. Genç yaşlarda, Bournemouth şehrinde bir restoranda çalışıyordum. Sahilde çok güzel bir Marriott oteli vardı ve her gün işe giderken önünden geçer, hayranlıkla bakardım. Bir gece otele bakarken kendi kendime, “Bir gün böyle bir Marriott otelinin şefi olacağım” diye söz verdim. İngiltere’den Türkiye’ye döndüğümde, Anadolu yakasında henüz yeni açılmış olan İstanbul Marriott Asia’ya başvurdum ve orada çalışmaya başladım. O gün attığım adım, hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Marriott benim için bir okul, bir aile ve büyük bir tutkunun hikayesi.

Yaratıcılığınızı tetikleyen unsurlar neler?
En büyük ilham kaynağım, Türkiye’nin coğrafi çeşitliliği ve zengin mutfak kültürü. Yerel üreticilerden temin ettiğimiz mevsimsel ürünler, yeni tarifler ve sunum fikirleri için sürekli ilham veriyor. Seyahatlerimde keşfettiğim yöresel ve az bilinen ürünler de mutfağımda yaratıcılığı tetikliyor. Özellikle yol kenarlarında yerel halk tarafından satılan ürünler dikkatimi çeker. Örnek vermek gerekirse; Sakarya Taraklı’nın uhud marmelatı, Hatay Samandağ’ın kırmızıbiber reçeli, Kastamonu’nun siyah sarımsağı ve Ege’nin kaya koruğu, menülerimizde sıkça yer verdiğimiz lezzetlerden sadece birkaçı.

Ceres’te menülerinizi hazırlarken hangi unsurlara öncelik veriyorsunuz?
Menülerimizi oluştururken önceliğimiz her zaman tazelik ve sürdürülebilirlik. JW Garden ve topraksız tarım bahçemizden toplanan ürünleri kullanarak “bahçeden masaya” anlayışını hayata geçiriyoruz. Aynı zamanda Anadolu mutfağının köklü mirasını modern tekniklerle yorumlamak, hem lezzet hem de deneyim açısından misafirlere özgün bir yolculuk sunmamı sağlıyor.

Sizinle özdeşleşmiş bir tarif veya yemek var mı?

Lavantalı tiramisumuz, benim için özel bir tarif. Lavanta, JW Marriott markasının doğayla kurduğu bağı simgeliyor ve bu tat ile misafirlerimize hem aromatik hem de görsel olarak farklı bir deneyim sunuyoruz. Menüdeki her detay, Anadolu’nun yerel ürünleri ile buluşturularak özgün bir hikaye anlatıyor.

Kariyerinizde uluslararası yarışmalarda madalyalar kazandınız. Bu süreç size ne öğretti ve genç şeflere ne tavsiye edersiniz?

Uluslararası yarışmalar bana sadece disiplin ve detaylara özen göstermeyi değil, aynı zamanda hızlı çözüm üretebilme yetisini de kazandırdı. Ama en önemlisi bana, hayal kurmanın ve tutkuyla çalışmanın gücünü gösterdi. Genç şeflere tavsiyem, teknik becerilerini geliştirmek kadar hayallerinin peşinden gitmeleri; meraklarını asla kaybetmemeleri ve yaratıcılıklarını beslemeleri. Çünkü mutfakta gerçek fark, hayal gücünü cesurca kullanabilenlerden gelir.

İlerleyen yıllarda mutfak kariyerinizde gerçekleştirmek istediğiniz bir hayal veya proje var mı?
Gelecekte, sürdürülebilirlik ve yerel üreticileri destekleyen bir mutfak modeli üzerine daha kapsamlı projeler geliştirmek istiyorum. Ayrıca Anadolu’nun henüz keşfedilmemiş lezzetlerini ve tariflerini modern gastronomiyle buluşturmak, uzun vadeli hedeflerim arasında.

Yorum Yaz

captcha