09 Temmuz 2020, Perşembe

3. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi, hem akıllarda hem damaklarda iz bıraktı

3. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi, hem akıllarda hem damaklarda iz bıraktı
3. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi dünyaca ünlü şefleri, uzmanları, lezzet tutkunlarını ve akademisyenleri fuarizmir’de buluşturdu. Ünlü uzman şef ve araştırmacıların yer aldığı, Türkiye’yi dünyaya yeni bir marka değeri olarak tanıtmayı amaçlayan Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi, hem akıllarda hem de damaklarda unutulmaz tatlar bıraktı.

Bu yıl 7-10 Aralık 2017 tarihleri arasında 11. kez gerçekleşen Travel Turkey İzmir ile eş zamanlı yapılan 3. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi, dünyaca ünlü şefleri, uzmanları, lezzet tutkunlarını ve akademisyenleri fuarizmir’de buluşturdu. Turizm sektörünün önemli isimleri, ünlü gazeteci, yazar, gezgin ve eğitmenlerin katılımıyla başlayan bilimsel oturumlar ve panellerde gastronomi turizminin ülke kalkınmasındaki önemi vurgulanırken, Türkiye’nin gastronomi alanında sahip olduğu zenginlikleri dünyanın daha yakından tanıyabilmesi için atılması gereken adımlar belirlendi.

“Türkiye bir şef için inanılmaz bir ülke”

Türk Mutfağı’nın dünya üzerinde daha çok bilinmesi gerektiğini önemle vurgulayan şef, gezgin ve belgeselci Wilco van Herpen, “Türkiye bir aşçı için inanılmaz zengin bir ülke. Bunu bazen unutuyoruz. Hem bu dönemdeki yemekler hem de eski dönemdeki yemekler için bunu söylemek mümkün. Hitit, Selçuk, Firik, Osmanlı ve daha nice mutfağın kültürüyle beslenmiş bu topraklar. Dünyanın en iyi beş mutfağından biridir bana göre Türk mutfağı. Ama tarihine baktığımızda ilk sırada olmalı” dedi. Herpen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktada Türkiye’nin gastronomi duygusunu dünyaya duyurmak gerekiyor. Kendimizi yeterli göremiyor ve de gösteremiyoruz. Bakanlıklarla iş birliği yapıp dünyaya tanıştıracağız mutfağımızı. Yurtdışından önemli aşçıları çağırıp gastronomi turları düzenleyeceğiz. Bu turlarda büyükşehirler değil köylerde ekmek yapan teyzeler gösterilecek. O kadar özel ve çeşitli yemekler var ki. Bu malzemeler bir hazinedir. Bunu kullanmak gerekiyor. Gastronomi Turizmi Kongresi de bizi dünyaya tanıtacak önemli bir girişim oldu.”

Ortak bir dil oluşturan sofralar

“Gastronomi Turizmi’nde Türkiye’nin Rolü’ konulu panele moderatör olarak katılan Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Bahar Akıncı, “İzmir çok önemli ve birleştirici bir görev üstlendi Türkiye’de. Dünya olarak zor zamanlardan geçtiğimiz bu dönemde gastronomi birleştirici bir unsur olarak kaşımıza çıkıyor. Yemek kültürü, sofraların etrafında birleşen insanları yakınlaştırıyor. Ortak bir dil konuşmalarını sağlıyor. İzmir de bu konuda ev sahipliği yaptı” dedi.

Türkiye’nin dünyada en güçlü mutfak argümanlarına sahip ülkelerden biri olduğuna değinen Akıncı, “Yedi bölgeye ayrılan bir ülkenin yedi ayrı mutfak kültüründen bahsediyoruz. Bütün bunları birleştirince ortaya bir Türk Mutfağı kültürü çıkıyor. Doğru stratejilere ve doğru akıllara ihtiyacımız var. Bu bilincin özellikle genç şeflerde olduğunu görüyorum” şeklinde konuştu.

2500 reçeteli Türk Mutfağı

Gastronominin tarihle olan ilişkisine değinen tarihçi ve seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç, dünyanın en eski medeniyetlerinden birinde yaşadığımıza dikkat çekerek, “Dünyanın en eski medeniyetlerinden birinde yaşıyoruz. Burası şarabın ilk ortaya çıktığı, ilk tarımın yapıldığı coğrafyalardan bir tanesi. Bugün Türk Mutfağı dediğimiz mutfakta 2500 tane reçetemiz var. Bu da çok farklı gastronomi ürünlerinin mutfağımızda olduğu anlamına geliyor. Kültürünüz tarihle ne kadar zenginleşmişse gastronominiz de o kadar yukarı çıkıyor” dedi. İspanya’ya yılda giden 70 milyon turistin 9 milyonunun sadece gastronomik amaçlarla orada bulunduğunu belirten Tonguç, “Bizim de artık bu noktada gastronomi turizmini etkili bir şekilde kullanmamız gerekiyor” diye konuştu.

“Dünya markası olmaya aday”

Kongreyi Türkiye için bir umut olarak gören kongre ana sponsoru ÇimStone Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Akgerman, şöyle konuştu: “Çok lezzetli başladı ve öyle devam ediyor. Her yıl çıtayı yükseltiyoruz. Sanırım aşması zor bir çıta olacak bu yılki. Çok heyecan verici buluyorum. Özellikle konuklar, atölyeler, çalıştaylar ve akademikte de ulusal uluslararası çok önemli katılımcılar geldi. İzmir'in marka fuarları arasında Marble ve If Wedding Fashion İzmir var. Ama artık Gastronomi Turizmi Kongresi de dünya markası olmaya aday. İnanıyorum ki birkaç yıl sonra salonlara sığmayacağız ve daha büyük holler isteyeceğiz. Gastronomi deyince akla her zaman yemek pişen yer ve yöre geliyor ancak bunun çok daha ötesinde bir şey gastronomi. Önce kendi yurdumuzu tanımamız lazım. Şu an Kars’ta peynir müzesi var ama pek çok vatandaşımızın haberi yok. Anadolu peynirleriyle ilgili kitaplar yeni yeni basıldı. Aşacağımız daha çok yol var. Ama en önemli şey farkındalık yaratmaktı ve bunu başardık. Böyle kongreler her geçen yıl katlanarak artıyor. Dünyada çok iddialı bir noktaya geleceğimize eminim.”

Turizm için büyük bir itici güç

Italtur Turizm’in sahibi ve aynı zamanda TÜRSAB Gastronomi Turizmi Kongresi Danışma Kurulu Üyesi Hande Arslanalp, ise gastronomi turizminin bugün dünyada alternatif bir turizm şekli olduğuna dikkat çekti. Gastronomi turizminin aynı zamanda katma değeri yüksek bir turizm şekli olduğunu da ifade eden Arslanap, “Biz de Türkiye’nin bununla ilgili çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyoruz. Travel Turkey İzmir gerçekten her yıl gelişen ve büyüyen bir fuar. Bunun yanında üç yıldır aralıksız düzenlenen bu kongrenin turizme büyük bir itici güç olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

Panellerin yanında ‘5 hikaye, 5 duyu, 5 yaratıcı etkinlik’ temasıyla lezzet düşkünlerini uzmanlarıyla buluşturan ‘Tasting Story’, Delice Network İzmir Temsilcisi Sırma Güven moderatörlüğünde yapıldı. Gastronominin kendi hikayesini yazdığı ve bu hikayesinde haz alma merkezlerine doğrudan etki ettiği düşünülerek hazırlanan Tasting Story’nin ilkinde, kokunun ayrılmaz bir parçası olan lezzet algısı Koku Uzmanı Vedat Ozan tarafından uygulamalı olarak anlatıldı. Ayrıca, Kahve Uzmanı Hakan İme ile de kahvenin büyüleyici dünyasına kısa bir yolculuk yapılırken, ‘Nitelikli Kahve Tadımı’ ile kahvenin incelikleri katılımcılara aktarıldı.

Dünyaca ünlü şeflerin mutfaklarını açtığı ‘Cooking Story’de ise ünlü şefler Manolis Hiras ve Wilco van Herpen, yemek pişirme sanatının inceliklerini tüm katılımcılarla paylaştı.

Yorum Yaz

 
 
  captcha