29 Kasım 2025, Cumartesi

Girişimcilik sofralarda büyüyor Saitabat’ın “Sultan Anneleri”

Girişimcilik sofralarda büyüyor Saitabat’ın “Sultan Anneleri”
Türkiye’nin ilk köy kadın dayanışma derneği olan Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği, “Sultan Anneler” markasıyla sadece sofraları değil, hayatları da dönüştürüyor. Kadın emeğiyle kurulan bu girişim, kırsaldan tüm ülkeye yayılan bir umut hikayesi sunuyor.

Bursa'nın Uludağ eteklerindeki küçük ve huzurlu Saitabat Köyü, Türkiye’de bir ilke ev sahipliği yapıyor: İlk köy kadın dayanışma derneği burada kuruldu. 2002 yılında kadın emeğini görünür kılmak, üretimi desteklemek ve dayanışmayı büyütmek amacıyla kurulan Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği, bugün sadece Bursa’nın değil, Türkiye’nin dört bir yanından ilgi gören örnek bir sosyal girişim modeline dönüşmüş durumda.

Derneğin Kurucusu ve Başkanı Sermin Cakalıoğlu, bu yolculuğun hem öncüsü hem de ilham kaynağı. Onun girişimiyle bir araya gelen kadınlar, “Sultan Anneler” adı altında birleşerek sadece sofraları değil, hayatları da dönüştürdü.

Sermin Cakalıoğlu, “Biz bu ismi seçerken sadece üretkenliğimizi değil, zarafetimizi ve gücümüzü de yansıtmak istedik. Her birimiz evinde birer sultan; bir araya geldiğimizde ise dünyaya sesimizi duyuran güçlü bir markayız” diyor.

Dayanışma konağı

Her başarı hikayesinin bir başlangıcı vardır; Saitabat Kadınları için bu başlangıç, köyün girişindeki kullanılmayan bir arsa oldu. Dernek kurulduğunda, ellerinde sadece inanç ve dayanışma vardı. Şelale kenarındaki bu boş alan çöplük gibiydi; ama kadınların gözünde burası umutla dolu bir üretim merkezine dönüşecekti.

Başkan Cakalıoğlu ilk günlerini şöyle anlatıyor: “Projeye çizime bile gerek duymadan başladık. Kendi emeğimizle, yağmurda çamurda çalışarak bu konağı yarattık. Bugün konağımız sadece bir bina değil. Kadın emeğinin, direncinin ve azminin sembolü oldu.”

Konağın dekorasyonu da bu anlayışla şekillendi. El dokuması halılar, geleneksel kilimler, soba başı sohbetler… Misafirlerini ayakkabılarını çıkararak karşılayan bu yer, bir restoran değil, adeta bir köy evine dönüşüyor.

Köy kahvaltısı

Saitabat Derneği’nin en bilinen faaliyeti şüphesiz ki köy kahvaltısı. Ancak buradaki kahvaltı, alıştığımızdan çok daha fazlası. Masaya konan her reçel, her gözleme, her peynir; köyün bereketli topraklarından ve kadınların ellerinden çıkıyor. Başkan Cakalıoğlu, “Bizim kahvaltımız sadece karın doyurmak için değil; kültürümüzü yaşatmak, emeğimizi paylaşmak içindir. Her şey doğrudan mutfağımızdan geliyor” diyor .

Misafirlerin en çok ilgisini çeken ürünlerin başında; köy usulü tarhana çorbası, mısır unlu kuymak, odun ateşinde pişen gözleme, ev yapımı reçel, salça, tereyağı ve kendi üretimleri olan peynir ve yoğurt geliyor.

Özellikle tarhana çorbası, birçok misafiri çocukluğuna götüren bir lezzet. Gözlemeler ise neredeyse her ziyaretçinin sosyal medyada paylaştığı bir ritüele dönüşmüş.

Kadın emeği nasıl görünür oldu?

Saitabat’ta başlayan bu kahvaltı girişimi, zamanla kadın emeğini görünür kılan bir hareket oldu. Evlerinde sadece ailesine yemek yapan kadınlar, şimdi Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirleri ağırlıyor ve ekonomik olarak özgürleşiyor.

Dernek sayesinde ev kadınlarına istihdam sağlandı, köyden kente göç azaldı; hatta kentten köye dönüş başladı, gençlere hafta sonu iş deneyimi sunuldu, diğer köylere ilham verildi ve kadınlara kendi potansiyellerini fark ettirme fırsatı yaratıldı. Başkan Cakalıoğlu bu konuda şu yorumu yapıyor: “Okumadım ama yapabilirim diyen her kadının elinden tuttuk. Biz balık vermedik, balık tutmayı öğrettik.”

Dünyaya açılan bir pencere

Bugün Saitabat Derneği, yalnızca yerel bir girişim değil, ulusal ve uluslararası alanda tanınan bir örnek. Köyün gençleri bile annelerinin başarısından ilham alarak kendi derneklerini kurmuş. Dernek üyeleri Umre ziyaretlerine bile gitmiş. Arap misafirlerin davetiyle farklı kültürlerle tanışmışlar. Cakalıoğlu, “Bu sadece bir seyahat değildi; emeğimizin nasıl sınırları aştığının bir göstergesiydi” yorumunu yapıyor.

Gelecek nesillere miras

Dernek, bugün sadece üretim değil; eğitim, kültür aktarımı ve sosyal gelişim açısından da önemli bir merkez haline gelmiş durumda. Kadınların kendi hikayeleriyle ilham olduğu bu yapının temelinde, “birlikten kuvvet doğar” anlayışı yatıyor.

Sermin Cakalıoğlu’nun sözleri, bu girişimin ruhunu en iyi şekilde yansıtıyor:

“Türkiye’nin İlk Köy Kadın Dayanışma Derneği unvanını aldığımızda bunun sadece bir etiket olmadığını biliyorduk. Bu, yıllarca görünmeyen emeğin görünür hale geldiğinin kanıtıydı. Toplum olarak bizim ihtiyacımız olmasa da bize ihtiyacı olanlar için çalışalım. Birlikte başarabileceğimize inanalım. Çünkü bir elin nesi var, iki elin sesi var.”

www.saitabatkkdd.org

Yorum Yaz

captcha