Akdeniz’in portakal ve yasemin kokan adası: Kıbrıs

Akdeniz’in portakal ve yasemin kokan adası: Kıbrıs
Kuzey Kıbrıs, geçmişin izlerini günümüzle buluşturan güçlü bir Akdeniz adası. Orta Çağ kalelerinden Osmanlı kervansaraylarına, hayalet şehir Maraş’ın sessizliğinden Altın Kumsal’ın dinginliğine uzanan bu ada; aynı zamanda molehiyadan şeftali kebabına, hellimden taş fırın lezzetlerine uzanan zengin mutfağıyla da cezbediyor.

Şirvan Tanrıkulu

Mis gibi yasemin kokan sokakları, narenciye kokularıyla sarılı, antik kalıntılarla çevrili Akdeniz’in yeşil adası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti… Çocukluğumun yazlarının geçtiği bu ada, benim için sokaklarında özgürce koşup oynadığım, masmavi koylarında yüzdüğüm; kültürüyle, lezzetleriyle ve anılarıyla kalbimde özel bir yer tutan eşsiz bir yer.

Antik çağlardan itibaren Mısır, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu gibi güçlerin kontrolünde kalan ada, kültürel açıdan zengin bir miras edinmiştir. 1571’de Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilen Kıbrıs, 1878’de Birleşik Krallık yönetimine bırakılmıştır. Kıbrıs'ta 1960'da Ada'nın iki halkı olan Türkler ve Rumlar arasında ortaklık temeline dayanan uluslararası antlaşmalar uyarınca "Kıbrıs Cumhuriyeti" kurulmuştur. 15 Kasım 1983 tarihi, Kuzey Kıbrıs Türk halkının siyasi yaşamının önemli bir dönüm noktası ve mücadelelerini devlet olgusuyla dünyaya ilan ettiği gün olarak tarihte yerini almıştır.

Limanın gölgesinde bir orta çağ masalı: Girne

Girne, Kuzey Kıbrıs’ın en turistik şehirlerinin başında gelir. Şahane Girne Limanı’nda bir ‘gavecik’ (KKTC halkı deyimiyle kahve) içilmeden ve Girne çarşısından alışveriş yapılmadan Kıbrıs’tan dönülmez.

Bellapais Manastırı: Çocukken yanından geçince Girne’ye az kalmış dediğim Beşparmak Dağları’nın yamacında yer alarak Girne’ye uzanan eşsiz manzarasıyla dikkat çeken önemli bir Gotik mimari yapı.

St Hilarion Kalesi: KKTC’nin en etkileyici Orta Çağ yapılarından biri olup Beşparmak Dağları’nın zirvesinden adeta adayı izler.

Girne Kalesi: Limana girdiğinizde de Bizanslılardan günümüze gelmiş Girne Kalesi tüm ihtişamıyla yer alır.

Dünyanın son bölünmüş başkenti: Lefkoşa

Lefkoşa, Kıbrıs Adası’nın hem kuzey hem güney kesimlerini ayıran sınır üzerinde yer alan ve dünyanın son bölünmüş başkentlerinden biri olarak bilinen tarihi bir şehirdir. KKTC’nin gelenek sarı taşları ile yapılmış tarihi binalarını surlarını burada da görürüz. Şehrin içinde yer alan Lokmacı Sınır Kapısı ve Ledra Palas Sınır Kapısı ile Güney Kıbrıs’a geçilir.

Osmanlı’dan günümüze bir kervansaray: Büyük Han

Büyük Han, 1572’de Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş bir kervansaray ve günümüzde el sanatları atölyeleri ile kültürel bir merkez olarak kullanılıyor. Buradan KKTC’nin meşhur Lefkara el işi (keten kumaş üzerine beyaz iplikle yapılan geometrik ve zarif desenlerden) örtülerinden alabilirsiniz.

Bandabuliya Çarşısı

Bandabuliya Çarşısı ise 1930’lu yıllarda yapılmış kapalı bir halk pazarıdır ve özellikle taze ürünler, yerel gıdalar ve günlük alışveriş için kullanılan canlı bir çarşıdır. Özellikle KKTC’nin özgü patates (KKTC deyimizle badadez) ve adaya özgü birçok yeşilliği ve sebzeleri buradan alabilirsiniz.

Selimiye Camii

Lefkoşa Selimiye Camii, 13. yüzyılda (1209) Gotik mimari tarzıyla inşa edilen eski St. Sophia Katedrali'dir. 1570'te Osmanlı'nın Kıbrıs'ı fethiyle camiye çevrilen yapı, 1954'te fethi gerçekleştiren II. Selim'in anısına "Selimiye" adını almıştır.

Gazi Mağusa ve Maraş’ın gizemli yüzü

Çocukluk anılarımın en güzel izlerini taşıyan Gazimağusa, sokaklarında koştuğum, avlusunda yasemin dizdiğim özel bir şehir. Yaklaşık 500 yıllık Gazimağusa Surları, şehrin hüzünlü hikayelerini fısıldar.

Çocukken sokaklarda oynarken tel örgülerinin arkasını hep merak etmişimdir. Boş evlerin arasında büyüyen kaktüsler ve yeşil otların canlılığı dışında hiç hareket olmayan zamanın durduğu Kapalı Maraş. Oysa annem burayı Doğu Akdeniz’in Paris’i olarak anlatırdı. Yıllar sonra açıldığında parfüm aldıkları dükkandan, gece kulübüne kadar bize gösterdiğin de estetiğiyle büyülerken hüznü ve sessizliğiyle insanı içine çeken bir hayalet şehir.

Bir üniversite şehri olan Ada’nın da en eski uluslararası öğrenci barındıran Doğu Akdeniz Üniversitesi de burada yer alıyor.

William Shakespeare’in eserine ilham veren: Othello Kalesi

Shakespeare’in Othello eserinin Kıbrıs’ta geçmesi nedeniyle İngiliz sömürge döneminde “Othello Kalesi” adını alan yapı, askeri geçmişi ve edebiyatla kurduğu bağ sayesinde KKTC’nin en dikkat çekici tarihi simgelerinden biri.

Salamis Harabeleri: Salamis Antik Kenti, yüzyılların içinden süzülen görkemiyle Roma’nın izlerini bugün hala nefes alır gibi hissettiren bir zaman sahnesi.

Dipkarpaz: KKTC’nin en uç noktasında, doğal güzellikleri ve simgesi özgürce dolaşan eşekleriyle sizi karşılayan eşsiz bir manzara bulunur.

Apostolos Andreas Manastırı: Hristiyan dünyası için önemli bir hac noktası olup, yüzyıllardır inanç ve ziyaret merkezi olarak kabul ediliyor.

Carettaların evi Altın Kumsal: Kilometrelerce uzanan turkuaz ve sakin deniziyle Caretta Caretta’ların yumurtlama alanı olan bu plajda yüzülmeden Kıbrıs’tan dönülmez.

KKTC Gastronomisi

Tam bir Akdeniz ülkesi olan Ada’da ilk ortaya çıkan lezzetler adaya özgü yemyeşil Meserya Ovası’nın yeşil sebzelerinin çeşitliği ve hayata yansımasıdır.

Firavun yemeği Molehiya: Tarihi kitaplarda faydası, nadir yetişmesi ve lezzetiyle firavunlara pişirilen sebze yemeği olarak geçer. KKTC’nin en meşhur etli sebze yemeği.

Fırın Kebabı (Kleftiko) ve Şeftali Kebabı: Bahçeli geleneksel Kıbrıs evlerinde mutlaka taş fırın bulunur ve burada özellikle pazarları mutlaka kebap yapılır. Mevsimine göre oğlak etinden tepside patates ile yapılan ve saatlerce pişen fırın kebabı çok yaygındır. Yine Ada’nın simgesi olan meşhur şeftali kebabı bunların başında gelir.

Kök sebze olan kolakas, saplardan oluşan kereviz baharda kokusuyla adayı çevreleyen narenciye, enginar, kıbrıs kabağı en yaygın sebzelerin başında gelir.

Peksemet: Benim favorim olan fırın peksemet ürünü çitlembikli bitta içine konan şinna ağacının meyvesi olan siyah yemişi ile taş fırında pişirilir. Kafes peksemet, kafes şeklindeki görüntüsü ve susam, şeker ile baharatın birleşen aromasıyla çay saatlerinin vazgeçilmez lezzetlerinden biri. Çörek Ekmeği; içerindeki sayısız baharat , köy unu ve dışındaki susamlarla ve kızartılınca evi alan kokusuyla sofraların baş tacı.

Hellimli; hellim ve yeşillikler ile yapılan bir ekmek çeşidi, zeytinli ise zeytinler, baharatlardan ve bol yeşillikten oluşan ekmek çeşidi olan fırın lezzetleri arasında yer alır.

Magarina Bulli ve Badadez Köftesi: Magarina bulli; tavuksuyunda haşlanan makarnanın arasına nane, rende hellim ve üzerine tavuk koyarak oluşan nefis lezzet, Badadez Köftesi ise Köfte yaparken ekmek yerine Kıbrıs patatesinin rende halinin koyulması yapılan ve Ada’ya gelir gelmez yediğim iki yerel yemektir.

Tatlılara gelince sini katmeri, Kıbrıs tatlısı, düğünlerin vazgeçilmezi basdiş, şammali, norlu börek bunlardan birkaçı...

Güneşin ve doğanın sardığı güzel ada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, zengin ve çeşitli bir mutfağa sahip. Ve Akdeniz’in bu çok özel adasının keşfini burada bitirmiyoruz. Özgün mekanları ve derinleşen gastronomi hikayesini bir sonraki sayımızda anlatmaya devam edeceğiz.

Yorum Yaz

captcha