Esma Dereboy’un yeni şef koleksiyonu Signature, iddialı ama sessiz bir duruşa sahip. Yemeği yönlendiren değil, yemeğin hikayesini görünür kılan bir altyapı sunuyor. Şefin tabağa kendi imzasını atabileceği, yoruma açık ama güçlü bir sahne fikri, koleksiyonun temelini oluşturuyor.
Seramik ve porselen sanatına getirdiği yenilikçi yorum ve güçlü estetik diliyle son yılların en dikkat çekici isimlerinden biri olan Esma Dereboy, uzun yıllardır zamansız tasarımlar yaratıyor. Mimariyle kurduğu bağ, duyusal materyal kullanımı ve yalın estetik yaklaşımıyla kendi çizgisini oluşturan sanatçı, sofra ürünleri ve dekoratif objeler tasarlayan ve üreten bir tasarım ofisi ve üretim tesisinin kurucusu. Esma Dereboy’un tasarımla kurduğu ilişki çok eskilere dayanıyor. “Bir şeyler çizmek, dönüştürmek, onları daha ergonomik hale getirmek, her zaman bakış açımın merkezinde yer aldı” diyor. Tasarımla ve sofra kültürüyle kurduğu ilişkiyi de şöyle anlatıyor: “Sofra, günlük yaşamda birbirimizle en çok vakit geçirdiğimiz alanlardan biri. Bu noktada, dekoratif objeler üretirken ‘Neden bu alanda da kendi tarzımla aksesuarlar tasarlamayayım?’ sorusu doğdu. Aslında her şey bu soruyla başladı ve yıllardır aynı heyecanla devam ediyor.”
Sunum alanının ötesi
Esma Dereboy’un yeni şef koleksiyonu Signature, sofrayı bir sunum alanı olmanın ötesine taşıyor. Profesyonel mutfaklardan ilhamla tasarlanan özel koleksiyon, form, denge ve yüzey ilişkisini merkeze alan güçlü bir tasarım diliyle dikkat çekiyor.
Esma Dereboy, Signature Şef Koleksiyonu’nun çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor: “Şefin anlatısını öne çıkaran ama ona müdahale etmeyen bir zemin tasarlama fikriyle başladım. Aslında bunu, iki sanatçının tek bir zeminde buluşması gibi düşünebiliriz. Günümüzde tabak, yemeğin yalnızca taşıyıcısı olmakla kalmamalı, anlatının aktif bir parçası haline gelmeli düşüncesindeyim. Koleksiyonu hazırlarken amacımız da şefin yaratıcılığını sınırlamayan, aksine ortaya koyduğu işi görsel olarak destekleyen ve hikayeye alan açan bir form dili oluşturmaktı.”
Estetik ve işlevsellik dengesi
Esma Dereboy’a göre ideal bir şef tabağının sırrı, estetik ve işlevsellik arasındaki o hassas dengede gizli. Her şefin tarzı farklı olsa da Dereboy, tabağın asla yemeğin önüne geçmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Ona göre form ve oranlar öyle bir uyum içinde olmalı ki, tabak, şefin tabağa fısıldadığı anlatıya rakip olmak yerine ona özgür bir alan tanımalı.
Ancak bu görsel nezaket, mutfağın mutlak disiplininden de kopmamalı. Dereboy, ideal tabağı; profesyonel mutfağın yüksek temposuna ayak uydurabilen, ergonomik ve teknik ihtiyaçlara yanıt veren ‘dengeli bir zemin’ olarak tanımlıyor. Günün sonunda tasarım, yemeğin hikayesini gölgelemeden onu en rafine haliyle görünür kılan sessiz bir kahramana dönüşüyor.
Şef tabağının kimliği
Esma Dereboy için bir objeyi “şef tabağı” kılan temel unsur, yemeği sadece taşıması değil, ona bir anlatı alanı sunması. Bir tasarımın profesyonel mutfaktan ev sofrasına aynı zarafetle konuk olabilmesi, bu esnekliğin bir sonucu. Dereboy, “Şef tabağı, yemeğin fikriyle bütünleşen bir görsel dile sahip olmalı,” diyerek bu bağın sadece restoranlarla sınırlı olmadığını vurguluyor. Zira özenle kurulan her sofranın, evde de olsa anlatacak bir hikayesi olduğuna inanıyor.
Beyaz ve dingin
Signature Şef Koleksiyonu’ndaki sakin renk ve doku tercihleri ise bu felsefenin somut bir dışavurumu. Bu sadeliği ‘tasarımsal bir geri çekilme’den ziyade, doğru dozda bir varoluş çabası olarak tanımlayan Dereboy, koleksiyonda ağırlıklı olarak beyaza ve dingin yüzeylere odaklanıyor. Amaç ise oldukça net: Dikkatleri tabağın üzerine çekmek yerine, malzemeyi, emeği ve yemeğin özünü başrole taşımak. Tasarımcı, bu sakin duruşuyla yemeğin anlatısını daha görünür kılan kusursuz ve dingin bir sahne inşa ediyor.
www.esmadereboy.com