Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk dokuz ayında 8,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ayçiçek yağı 931,9 milyon dolarla ilk sırada yer alırken TİM Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, küresel piyasalarda teslimat güvencesi, hammadde tedariki ve üretim esnekliğinin önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk dokuz ayında 8,9 milyar dolarlık ihracata ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre sektörün eylül ayındaki ihracatı 985 milyon dolar olarak kaydedildi.
Ayçiçek yağı, 931,9 milyon dolarlık ihracat hacmiyle dokuz aylık dönemin en fazla ihraç edilen ürünü oldu. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 17,9 artış gösteren ayçiçek yağını, 780,8 milyon dolarla çikolata ve kakao bazlı ürünler, 765 milyon dolarla tatlı bisküvi ve gofretler, 756,6 milyon dolarla makarna izledi.
Sektörün ülke bazındaki ihracatında Irak, 1,1 milyar dolarla ilk sırada yer aldı. Toplam ihracatın yüzde 12,6’sını oluşturan Irak’ı, 668,2 milyon dolarla ABD takip etti.
İhracatta fiyat kadar teslimat da önemli
Küresel gıda ticaretinde iklim kaynaklı üretim kayıpları, lojistik aksaklıklar ve artan taşıma maliyetlerinin tedarik süreçlerini yeniden şekillendirdiğini belirten TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, uluslararası alıcıların önceliklerinde değişim yaşandığını ifade etti.
Kuraklığın farklı coğrafyalardaki tarımsal üretimi etkilediğini, Karadeniz havzasındaki lojistik sorunların ise geleneksel tahıl ticareti rotalarını zorladığını belirten Uysallı, alternatif limanlara yönelen sevkiyatların ve yükselen navlun giderlerinin ürünlerin nihai maliyetini artırdığını söyledi.
Uysallı, bu koşullarda alıcıların yalnızca uygun fiyatlı ürün aramadığını, siparişlerin zamanında ve eksiksiz teslim edilmesine de önem verdiğini vurguladı. Türkiye’nin liman altyapısı, alternatif hammadde kaynakları ve farklı pazarlara yanıt verebilen üretim kapasitesinin tedarik zincirinde avantaj sağladığını belirten Uysallı, Türk gıda sanayisinin güvenilir tedarikçi konumunu güçlendirdiğini kaydetti.
Üretim esnekliği iklim risklerine karşı öne çıkıyor
İklim değişikliği ve kuraklığın gıda üretimi üzerindeki etkilerinin, ülkeleri uzun vadeli tarım politikalarına yönelttiğini ifade eden Uysallı, arz güvenliğinin korunmasında üretim planlamasıyla sanayinin değişen koşullara uyum yeteneğinin belirleyici olduğunu dile getirdi.
Uysallı’nın verdiği bilgilere göre, ham ayçiçeği yağı sevkiyatlarında yaşanan aksaklıklar karşısında sektör, ham yağ tedariki yerine ayçiçeği tohumu ithal ederek yerli tesislerde işleme modeline yöneldi. Tohum ithalatında gümrük vergisinin yüzde 12’ye indirilmesiyle desteklenen bu yaklaşımın, katma değerin Türkiye’de kalmasına ve yağ ihracatçısı konumunun korunmasına katkı sağladığını belirtti.
Un ve makarna ihracatında rekabet gücünün sürdürülmesi açısından stratejik buğday stoklarının da önem taşıdığını kaydeden Uysallı, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin elindeki 5,5 milyon tonluk buğday rezervinin fiyat artışı yapılmadan sektöre sunulmasının ihracatçılara maliyet öngörülebilirliği sağladığını ifade etti.
Uysallı, hammadde tedarikinde alternatiflerin geliştirilmesi, tarımsal üretimin planlanması ve sanayinin esnek üretim modelleriyle desteklenmesinin, Türkiye’nin küresel gıda ticaretindeki konumunu güçlendirmede önemli rol oynayacağını belirtti.