Sadelik, samimiyet ve iyi yemek üzerine kurulu İtalyan trattoria ruhu, Teho’da hem menüde hem de atmosferde hayat buluyor. Menüsünden hikayesine, sanatsal etkinliklerinden misafir deneyimine kadar Teho, Eskişehir’in gastronomi haritasına güçlü bir imza atıyor.
Özlem Kapar
Eskişehir’in kalbinde, kentin en hareketli sokaklarından birinde, İtalya’nın arka sokaklarında karşınıza çıkabilecek sıcak ve samimi trattoria ruhunu taşıyan bir restoran yer alıyor: Teho Ristorante Italiano.
Teho, iddialı bir "İtalyan mutfağı" söyleminden çok, trattoriaların temsil ettiği bir yaşam kültürünü benimsiyor. Bu kültür; sadeliği, doğallığı, samimiyeti ve kendine has bir şıklığı aynı masada buluşturan bir anlayış. Kurucularının deyimiyle Teho, “Eskişehir’de açan bir kardelen”. Soğuk taş duvarların ardından sıyrılıp sıcak bir İtalyan akşamını hatırlatan, ev sıcaklığında bir trattoria deneyimi sunmayı hedefliyor.
Teho’nun yatırımcıları, Eskişehir’de yeni bir hizmet anlayışıyla çalışan RK Grup’un kurucuları Mert ve Yasemin Kaya. İtalya’ya yaptıkları seyahatlerde karşılaştıkları özgün tatlardan, sokak aralarındaki trattoriaların doğallığından ve paylaşıma açık masa kültüründen ilham almışlar. Bu nedenle amaçları sadece bir restoran açmak değil, samimiyeti ve paylaşımı merkeze alan modern bir trattoria kurmak olmuş. Üç yıl önce kapılarını açan Teho, zaman içinde kendi müdavimlerini yaratmış ve kentin gastronomi haritasında kendine özgü bir yer edinmiş.
İlk dokunuş
Teho’da ilk temas, masaya gelen bir ikramla başlıyor. Cunda Adası’ndan özel olarak getirilen zeytinler ve ödüllü zeytinyağlarıyla buluşuyor. Taze kekik ve tuzla servis ediliyor. Zeytini de kuru domates, portakal kabuğu ve portakal suyu ile sunuyorlar. Ekmeklerini kendileri yapıyorlar, 50 yıllık bir ekşi maya kullanıyorlar. Bu küçük tabakta, aslında büyük bir felsefe gizli: Teho, ürünün kaynağını önemsiyor, tazelik ve yöresellikten vazgeçmiyor. Kabuğu çıtır, içi tok, lezzeti yoğun.
Mevsimlerle dönüşen menü
Teho’nun menüsü İtalyan mutfağının klasiklerinden güncel dokunuşlarla yoğrulmuş bir çizgide; başlangıçlardan tatlılara, pizzadan makarnalara ve ana yemeklere kadar geniş bir skalası var. Menü mevsimlere göre güncelleniyor. Yaz aylarında taze meyvelerle hafifleyen tabaklar, kışın mantar ve peynir gibi daha tok malzemelerle derinleşiyor.
Menüde başlangıç tabakları arasında dikkat çekenlerin başında Bruschetta Per Piatto geliyor. İtalyan mutfağının ünlü lezzeti bruschetta, Teho’da zenginleştirilmiş haliyle sunuluyor. Domates, sarımsak ve zeytinyağının dengesiyle başlayan klasik yapı; burada kremalı ricotta, renkli biberler, taze otlar ve çıtır ekmekle hem dokusal hem de aromatik bir zenginliğe ulaşıyor. Bizim de deneyimlediğimiz bu tabak, basit görünen ama her lokmasında mutfağın özenini hissettiren bir başlangıç.
Patate A Strati ise çok özel bir lezzet. 40 katlı tereyağlı gofret patatesin çıtırtısı muhteşem. Buna patates baklava demek yanlış olmaz! Baklava hamuru kadar çıtır çünkü. Fesleğenli ailoni, isli paprika ve parmesanla servis ediliyor. Mutlaka denemelisiniz.
Misafirlerin en sık isteği ise lazanya oluyormuş. Teho’nun klasik çizgisini en güçlü şekilde temsil ediyor, genel olarak ağır bir yemek olan lazanya burada oldukça hafif geliyor.
Pizza kısmı da iddialı: Dünya genelinde pizzanın birçok farklı kültürde yorumlandığı bir zamanda, Teho’nun pizzaları İtalyan misafirlerden bile övgü alabiliyor. Bu da restoranın “gerçek İtalyan” söylemine ne kadar sadık kaldığını gösteriyor.
Lezzetin ve deneyimin arkasındaki ekip
Teho’nun mutfak organizasyonu oldukça profesyonel. Başta mutfak koordinatörü olmak üzere, mutfakta görev alanların hepsi deneyimli ve becerikli. Bu yapının merkezinde, daha önce Bodrum’da İtalyan mutfağı üzerine ciddi bir deneyim kazanmış olan Şef Batuhan Arce bulunuyor. Tüm reçeteler onun mutfak vizyonuna dayanıyor. Ancak Batuhan Şef’in rolü sadece tabakları oluşturmak değil; ekibi eğitmek, lezzet dengesini korumak ve Teho’nun ruhunu yaşatmak.
RK Group Dijital Pazarlama ve PR Direktörü Selin Ezgi Yüksel de, lezzet, sanat ve deneyim odaklı etkinlikler düzenlediklerine dikkat çekiyor. Bazen sahneyle sofrayı buluşturduklarını, bazen de sürpriz reçetelerle ünlü konukları ağırladıklarını anlatıyor. Selin Ezgi Yüksel'in Teho'ya getirdiği enerji de bir başka!
Karşılıklı bir dönüşüm
Öte yandan Teho sadece İtalyan mutfağını şehre taşımıyor; aynı zamanda Eskişehir’in dönüşen turizm profilinin de bir parçası. Kurucuların deyimiyle Teho, onların da ilk restoran deneyimi olmuş. Öncesinde otelcilik ve turizm sektöründen gelen bu ekip, Eskişehir’in gastronomik potansiyelini keşfetmiş ve katkı sunmuş.
Son yıllarda Eskişehir’e taşınan büyük markalar, sanayi yatırımları ve artan uluslararası nüfus, Teho’nun müşteri kitlesine de yansıyor. Özellikle İtalyan misafirlerin sıklıkla uğraması, Teho’nun ne kadar doğru bir mutfak dili yakaladığının da göstergesi.
Teho’da her cumartesi canlı müzik yapılıyor. Saksafon ve gitar eşliğinde, yerli-yabancı şarkılarla yemeğe eğlence katılıyor.