27 Şubat 2020, Perşembe

Bonfilet; bir asrı aşkın tecrübeyle taze ve lezzetli et sunuyor

Bonfilet; bir asrı aşkın tecrübeyle taze ve lezzetli et sunuyor
Kırmızı et sektörünün önemli şirketlerinden Bonfilet, sektördeki 115 yıllık tecrübesiyle büyümesini sürdürüyor. Türkiye’nin AB normlarındaki ilk et üretim tesisini açan ve ürün çeşitliliğini arttırarak, otomasyona dayalı daha kapsamlı bir üretim modeline geçen Bonfilet, Bonet Döner, Bonfilet Steak House ve Steak House Kasap markalarıyla da nihai tüketiciyle buluşuyor. Bonfilet Genel Müdür Yardımcısı & COO Kemal Bozkuş ile markanın bugün geldiği noktayı ve çalışmalarını konuştuk.

Markanın geçmişten bugüne hikayesi nedir?

Bonfilet markasının doğuşu 1905 yılında Akkoyun ailesinin hayvancılık ve kasaplık faaliyetiyle başladı. Ticari faaliyetlerin Eskişehir’den İstanbul’a taşınması 1970 yılında gerçekleşti. O yıllarda Akkoyun Et Pazarı çatısı altında ‘İster Bir Ton İster Bir Kilo’ sloganıyla müşterilerimize sunduğumuz taze ve sağlıklı et ürünlerimizin yanı sıra yüzde 100 müşteri memnuniyeti odaklı bir prensip benimsendi, günümüzde de devam eden bu politikamız, kurum kültürümüzün vazgeçilmez parçalarından biri haline dönüştü. 1980’li yıllarda alışılagelmiş kasaplık faaliyeti geliştirilerek inovatif bir sürece dönüştü ve artan pazar talepleriyle 1987 yılında Bonfilet markası kuruldu.

Sektörel bazda sürdürülebilir rekabet gücü için Ar-Ge yatırımlarına verdiğimiz önemin yanı sıra insan sağlığı konularındaki ciddi çalışmalarımız ile 1994 yılında Türkiye’yi ilk kez paketlenmiş et ve et ürünleriyle tanıştırdık. Önce lokal sonra zincir marketlerin raflarında yerini almaya başlayan Bonfilet marka paketlenmiş et ürünleri, sektörel gelişmeye de katkı sağlayarak ‘pazara yeni aktörler kazandırdı’ demek yanlış olmaz. 2010 yılında 34-001 numaralı belgeyi alarak Türkiye’nin AB normlarındaki ilk et üretim tesisini açtık ve ürün çeşitliliğimizi arttırarak, otomasyona dayalı daha kapsamlı bir üretim modeline geçtik.

Bir asrı aşkın bilgi ve tecrübemiz ile 2015 yılında Bonet Döner markamızı ve 2016 yılında Bonfilet Steak House markamızı faaliyete geçirdik. Farklı iki konsepte sahip Bonet Döner ve Steak House restoranlarımızla et uzmanlığımızı yeme-içme sektöründe de sürdürmeye devam ediyoruz. Bonfilet Steak House restoranlarımızla birlikte konumlandırdığımız Steak House Kasap markamızla da müşterilerimize taze ve lezzetli et çeşitlerimizi sunuyoruz.

Sektöre sunmuş olduğunuz ürünler neler? Ürün gamınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Şu an Taze ve Dondurulmuş Et Grubu, Döner Grubu ve Köfte Grubu olmak üzere üç ana kategoride ürün grubuna sahibiz. Tüm ürün kategorilerimizde hem taze hem de dondurulmuş şekilde sadece dana ve kuzu etinden ürettiğimiz ürünler sunuyoruz. Döner Grubu’muzda Pişmiş Döner ve Baton Döner üretiyoruz. Farklı kilogramlarda satışa sunduğumuz baton döneri; Yaprak, Karışık ve Kıyma Baton Döner olarak üç farklı çeşitte üretiyoruz. Köfte Grubu’muzda geleneksel tatlarımızın yanı sıra kendi reçetelerimizle geliştirdiğimiz onlarca ürün seçeneğine sahibiz. Bu kategorimizde Şef’in Grubu, Bonfilet Grubu ve Bonbeque Grubu’nda farklı lezzetlerimizi müşterilerimizle buluşturuyoruz. Ürünlerimizde gıda güvenirliliği ve türlerin devamlılığının sağlanması için izlenebilirlik bilgilerine kolayca erişim sunuyoruz. Tüm üretim süreçlerimizi alanında uzman veteriner hekimler ve gıda mühendisleri tarafından sürekli olarak denetim altında tutuyoruz. Üretimimizde uluslararası ticarete konu olan ürünlerin menşeini belirten belgemiz ‘Menşe Şehadetnamesi’ne sahip ırkı, kökeni belli hayvanları kullanıyoruz. Hayvanların kesimlerini birinci sınıf tesislerde İslami usullere uygun olarak gerçekleştiriyoruz.

Üretici firma olmamızın sorumluluğuyla hijyenik koşullarda elde ettiğimiz etleri, uzman kontrolünde şekillendirerek müşterilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sunuyoruz. Üretim, satış ve pazarlama süreçlerimizin tamamında güvenilir gıda esasına dayalı olarak hareket ediyor, Türk damak tadına uygun olan ürünlerimizi insan hayatına lezzet ve sağlık katması için geliştiriyoruz. Bu kapsamda 2020 bizim için oldukça önemli bir yıl, Türkiye’yi ilk kez paketlenmiş et ve et ürünleriyle tanıştıran Bonfilet, önümüzdeki günlerde yine bir dönüm noktası olacak inovasyona imza atmaya hazırlanıyor. Hem nihai tüketicilerimizin hem de profesyonellerin mutfakta işlerini kolaylaştıracak bir anlamda mutfak konforunu arttıracak ve zamandan büyük oranda tasarruf etmelerini sağlayacak yeni bir ürün grubumuz raflarda yerini alacak.

Ürünlerinizle sektöre nasıl bir kolaylık sağlıyorsunuz? Çözümleriniz neler oluyor? Bu konuda nasıl farklılaşıyorsunuz?

Üretimde mümkün olduğunca el değmeden otomasyon sistemlerimizin aktif olduğu bir zincir ağımız var. Ürünlerimizin hammadde evresinden paketlenmesine, ambalajlanıp soğuk zincirin korunduğu lojistik sevkiyatımıza kadar tüm aşamalarında teknolojiden yüksek oranda faydalanıyoruz.

İzlenebilirlik programımız kapsamında 2020 de raflarda yerini alacak ürünlerimiz için 5 milyon Euro’luk bir bütçe ayırdık. Bu sistemin kurgulanması ve istikrarlı bir şekilde uygulanması bir disiplin ve kalite yönetimini gerektiriyor. Eti için beslenecek hayvanın çiftliklerde kaldığı süreçle başlayıp, mezbahada kesimi, karkas parçalama üniteleri, et ürününe dönüştürülecekse işleme ve üretim prosesleri, paketleme, sevkiyat, depolama, satış ve en sonunda tüketicilerimizin sofrasına gelinceye kadar uzayan bir zinciri kapsıyor. Çok önemsediğimiz ve sürdürülebilir yatırımlarle desteklediğimiz bu mevzu bizim için geleceğin iş modelini tanımlıyor. Bonfilet olarak müşterilerimizin hayatını kolaylaştıracak ve olumlu yönde etki yaratacak ürünler üzerinde enerjimizi harcıyoruz. Onların ihtiyaçlarına uygun olarak inovatif çözümler üretiyoruz. Kullandığımız teknoloji sistemleri global standartlarında ve yüzde 100 tüketici dostu… Şu an geldiğimiz noktada et uzmanlığımızla kalite standartlarımız kapsamında üretemeyeceğimiz hiç bir ürün yok diyebiliriz. İstenilen gramajda, biçimde ve boyutlarda küresel anlamda var olan tüm ambalaj şekillerinde ürün üretme kabiliyetine sahibiz. Ürünlerimizin sektörel anlamda başarısı müşterilerimize kulak vererek, onların karşılaştığı sorunları çözümlemek adına yürüttüğümüz programlar sayesinde ortaya çıkıyor. Bu bağlamda sık sık bir araya geldiğimiz şefleri ya da mutfak dostlarını dinleyerek, Ar-Ge sürecinde geliştirdiğimiz ve 2 milyon TL’lik yatırımla start verdiğimiz yeni ürünlerimiz özellikle mutfak profesyonellerinin en çok karşılaştığı sorunlara çözüm üretecek nitelikte demek yanlış olmaz. Bu inovasyonla artık hiçbir mutfak profesyonelimiz sabit gramajları tutturmak için vakit harcamayacak, biz Bonfilet olarak onlara diledikleri gramajda el değmeden dilimlenmiş şekilde yine istedikleri ambalajda hazır olarak ulaştıracağız. Böylelikle hem zamandan hem de maliyetten tasarruf edebilecekler.

Ar-Ge çalışmalarınızla ilgili bilgi verebilir misiniz? Ar-Ge ile ilgili ilkeleriniz neler?

Uluslararası düzeyde rekabet için inovasyon kültürünün ve yatırım olanaklarının yüksek düzeyde olması gerekiyor. Her yenilikçi ürünün pazara kattığı değer aslında dolaylı olarak marka değerinize yansıyor. Biz Bonfilet olarak inovasyonu kurum kültürümüzün önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Buna bağlı olarak Ar-Ge çalışmalarımız için ayırdığımız payı her yıl önemli miktarda arttırıyoruz. İşimizin önemli bir parçasını oluşturan Ar-Ge çalışmalarımız neticesinde Türkiye’de ilk kez MAP teknolojisi ile paketlenmiş et ve et ürünlerimiz sayesinde sektörümüzde bir devri kapatıp yeni bir devri başlattık. Bunun adına sadece yenilik demek yeterli olmayabilir, farklılığı ve kaliteyi en çokta mükemmelliği temsil ettiğine inanıyoruz. En üst düzeyde hijyen standartlarımız ve otomasyona dayalı üretim şeklimizle kıymanın yağ oranını ölçümleyerek özel tatlar sunuyoruz. Yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmalarıyla inovatif tatların yanı sıra geleneksel lezzetlerimizi korumak ve gelecek nesillere bırakabilmek için danışman şeflerimiz ve uzmanlarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bu anlamda Ar-Ge laboratuvarlarımızın gelişimini sağlamak ve teknolojinin takibini sürekli olarak canlı tutmakla birlikte çalıştığımız mühendislerimizin eğitimlerini ve mesleki çalışmalarını desteklemek önemle üzerinde durulduğumuz bir konu.

Gıda sektörünün karşı karşıya olduğu sorunların çözümü, geliştirilecek yeni prosesler, ürünler ve enstrümanlar yardımıyla rekabetçiliğin geliştirilmesidir. Bonfilet olarak biliyoruz ki etkin Ar-Ge teşvikleriyle sanayisini destekleyen ülkeler, dünya rekabet sıralamasında en üst seviyelerde yer almaktadır. 20’inci yüzyılın ikinci yarısında Ar-Ge’nin önemi ve bu konuda yapılacak harcama ve çabaların geleceğe dair inanılmaz olumlu sonuçları net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ar-Ge’ye dayalı olarak büyüyen firmaların gelecek döneme ilişkin yatırımlarındaki artış ve verimlilik, bu hususun en büyük kanıtını teşkil etmektedir. Gelişmiş üretim teknikleriyle üretim yapmak, yeni ürün üretmek uluslararası rekabette başarılı olmanın anahtarıdır.

Bonfilet’in gelişimi, yapılanma süreçleri, büyüme projeksiyonu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bonfilet olarak belli bir program dahilinde ve sağlam bir zemin üzerinde inşa ettiğimiz kurumsal ve üretimsel yapımız yıllar içerisinde gelişerek hem ülke ekonomisine hem de paydaşlarımıza katma değer yaratarak büyüdü. Şuan geldiğimiz noktada bir asırlık geçmişimizden aldığımız zengin miras ve güçlü kurum kültürümüz bizi, marka geleceğimiz açısından daha da heyecanlandırıyor. Sektörel anlamda pek çok ilk’leri başarmış olmanın yarattığı motivasyonu doğru yönde kullandığımızı düşünüyorum, 1970 yılında Akkoyun Et Pazarı olarak Eskişehir’den İstanbul’a taşınırken aklımızda tek bir hedef vardı; ‘Hijyenik koşullarda elde edilen etlerin uzman kontrolünde şekillendirildiği ve insan hayatına sağlık kattığı bir değer ortaya koyabilmek.’

Uluslararası gıda standartları kapsamında geliştirdiğimiz üretim uygulamalarımız ve nitelikli insan kaynağımızla şu an Türkiye’nin her yerinde geniş satış ağına sahibiz. 50 yıl öncesine kıyasla artık hareket sahamız tüm dünya. Ülkemizde sürdürdüğümüz nitelikli iş kabiliyetimizi doğru penetrasyon ile yurtdışında göstermeye başladık. Planlı ve programlı bir şekilde ele aldığımız bu süreç operasyonel ve lojistik alt yapımızı güçlendirdiğimiz ve her türlü detayın üzerinde itina ile durduğumuz önemli bir gündem bizim için… Sürdürülebilir büyüme için Bonfilet olarak ürünlerimizi tüketicilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarına göre çeşitlendiriyor, hijyenik koşullarda otomasyona dayalı üretimini gerçekleştiriyor ve besleyici içerikleriyle sağlığın korunmasına, yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunuyoruz.

Eklemek istedikleriniz…

Her açıdan sağlıklı bir toplum inşa etmenin yolu sağlıklı ve yeterli beslenmeden geçiyor. Faydaları saymakla bitmeyen kırmızı etin; anemiyi önleme, kardiyovasküler sağlığı koruma, psikolojik sağlığı destekleme, uykusuzluğu tedavi etme, kataraktı geciktirme, kolesterol seviyesini dengeleme, raşitizm tedavisi, kasların güçlendirilmesi, enerji sağlanması ve sağlıklı bir cildi korumak gibi insan sağlığına sayısız faydası olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla kırmızı et tüketimi noktasında toplumun her katmanı için teşvik edici programlar hayata geçirilmeli. Özellikle çocukların büyüme ve gelişiminin en üst seviyeye ulaştığı okul çağı, fiziki gelişimin yanı sıra zihinsel gelişim açısından da beslenme konusunun özel olarak ele alınması gereken bir dönem. Çocuklarımızın gelişimlerini sağlıklı şekilde tamamlayabilmeleri için eksiksiz bir beslenme programı uygulamaları gereken okul çağında, kırmızı et tüketiminin özel bir yere sahip olduğunu unutmamamız gerekiyor. Vücudun yapıtaşları olarak bilinen kaliteli protein olarak adlandırabileceğimiz kırmızı et proteinlerinin, et tüketimi yoluyla çocuklar tarafından alınmasında büyük fayda bulunuyor. İçerdiği besin unsurları, protein, demir başta olmak üzere mineral maddeler ve B grubu vitaminler nedeniyle oldukça zengin bir besin kaynağı olan kırmızı et, beslenme açısından olmazsa olmaz bir yere sahip dolayısıyla bundan yeterli miktarda yaralanmamız gerekiyor.

www.bonfilet.com.tr

Yorum Yaz

 
 
  captcha