Page 87 - Gastronomi Turkey By Rafine
P. 87

SÖYLEŞİ | Esin Çelebi Bayru









          Hz.Mevlana’nın “Hamdım, piştim,      de önem taşır. Niyet temiz olduğunda
          yandım” sözü, insanın manevi         lokma bereket kazanır.
          yolculuğunu anlatan güçlü bir metafor
          olarak bilinir. Sizce bu üç aşama    İsraf ile bereket arasındaki ince çizgiyi
          mutfak ve sofra kültürüyle nasıl     tasavvuf nasıl tarif eder?
          ilişkilendirilebilir? Bir insanın “pişmesi”   İsraf, nimetin kıymetini bilmemektir.
          ve “yanması” neyi ifade eder?        Bereket ise paylaşmakla çoğalır.
          “Hamdım, piştim, yandım”… Bu üç      Tasavvufta nimet emanet kabul
          kelime aslında insanın iç yolculuğunu   edilir. Emanete saygı duyulduğunda
          anlatır. “Hamlık” nefsin ağırlığıdır,   bereket doğar; hoyrat davranıldığında
          “pişmek” farkındalıktır, “yanmak”    bereket çekilir.
          ise aşkla olgunlaşmaktır.  Mutfakta
          da böyledir… Ateş olmadan yemek      Farklı coğrafyalarda Mevlana’yı
          olmaz. İnsan da içindeki ateşle arınır.   anlatırken, yemek kültürü üzerinden
          Sofra yalnızca yemeğin değil, insanın   kurduğunuz en anlamlı gönül
          da piştiği yerdir.                   köprüsü neydi?
                                               Farklı ülkelerde gördüm ki insanlar
          Hz .Mevlana’nın dergâh aşçısı ve     sofrada benzeşiyor.
          öğrencisi olarak bilinen Ateşbaz-ı
          Veli’nin temsil ettiği “mutfakta pişmek”   Dil değişiyor ama paylaşma hâli
          anlayışı, bugün tasavvufi terbiye    değişmiyor. Bir lokmayı bölüşmek,
          ve gastronomi kültürüne nasıl ışık   kalpler arasında en hızlı kurulan
          tutuyor?                             köprüdür. Mevlana’nın “gel” çağrısı
          Ateşbaz-ı Veli, Mevlevi geleneğinde   aslında bir sofra çağrısıdır.       Çocukluğunuzdan hafızanızda kalan
          mutfağın bir terbiye mekanı          Sizce bir yemeği “manevi” kılan unsur   ve bugün hala sizi besleyen bir sofra
          olduğunu gösterir. O, mutfakta       nedir? Malzeme mi, ustalık mı, yoksa   hatıranız var mı?
          yemek pişirirken insanın nefsini de   kalpteki hal mi?                    Çocukluğumda büyüklerimizin
          terbiye eden bir rehberdir. Mutfakta   Malzeme ve ustalık önemlidir, fakat   sofraya oturmadan önceki sessizliği
          sabır öğrenilir, emek öğrenilir,     yemeği asıl manevi kılan kalpteki    hala aklımda. O kısa bekleyişte bir
          hizmet öğrenilir. Bugün gastronomi   haldir. Sevgi olmadan yapılan yemek   şükür, bir farkındalık vardı. Sofra
          dünyasında eksik olan şey belki de   yalnızca bir tarif olur. Sevgiyle yapılan   aceleyle değil, bilinçle kurulurdu.
          tam olarak bu iç terbiyedir.         yemek ise hatıraya dönüşür.          Belki de bugün en çok o yavaşlığa
                                                                                    ihtiyacımız var.
          Tasavvuf geleneğinde mutfağın
          “matbah-ı şerif” olarak anılması                                          Bugünün şeflerine ve gastronomi
          neyi ifade eder?                                                          dünyasına Mevlana’nın öğretisinden
          Matbah-ı şerif, “şerefli mutfak”                                          süzülen tek bir kavram armağan
          demektir. Çünkü orada yemekle                                             edecek olsanız, bu ne olurdu?
          birlikte insan yetişir. Mevlevi                                           “Edep.” Çünkü edep varsa ölçü vardır.
          dergâhında mutfak bir okul gibidir.                                       Ölçü varsa denge vardır. Denge varsa
          İnsan önce hizmet eder, sonra                                             bereket vardır.
          olgunlaşır. Bu anlayış, emeğe kutsiyet
          kazandırır.

          Mevlevi kültüründe bir lokmanın                                              Bugün gastronomi çoğu zaman
          helalliği ve niyeti neden lezzetin                                           gösteriye dönüşüyor. Oysa Mevlevi
          önüne geçer?                                                                 öğretisi sadeliği ve kanaati önerir.
                                                                                       Lezzetin özü gösterişte değil,
          Lezzet geçicidir; niyet kalıcıdır… Bir                                       ölçüdedir. Az ama öz… Bu denge
          lokmanın helalliği, onun ruhunu                                              yeniden hatırlanmalıdır.
          belirler. Tasavvufta yemeğin kendisi
          kadar, hangi bilinç ve niyetle yenildiği






                                                                                  gastronomiturkey.com  |  Haziran-Temmuz 2026  |  87
   82   83   84   85   86   87   88   89   90   91   92