Page 86 - Gastronomi Turkey By Rafine
P. 86

SÖYLEŞİ | Esin Çelebi Bayru







































          “Lezzet geçici, niyet kalıcıdır!”



          Hz. Mevlana’nın 22. kuşak torunu Esin Çelebi Bayru, Gastronomiturkey için tasavvuf kültürünün

          mutfak, sofra ve insan terbiyesiyle kurduğu bağı anlattı. Bayru’ya göre mutfak; sabrın, emeğin,
          hizmetin ve edebin öğrenildiği önemli bir hayat alanı. “Lezzet geçici, niyet kalıcıdır” sözleriyle sofranın
          manevi yönüne dikkat çeken Bayru, Mevlevi öğretisinin sadelik, ölçü ve bereket anlayışının günümüz
          gastronomi dünyasına güçlü bir denge sunduğunu söylüyor.


          Nesrin Şenol

             z. Mevlana’nın 22. kuşak torunu                                        içine yerleşmiş bir edep. Küçük
         Holan Esin Çelebi Bayru, yıllardır                                         yaşlardan itibaren evimizde konuşulan
          Mevlevi kültürünü ve tasavvuf                                             dil, hoşgörü, hizmet ve tevazu diliydi.
          öğretisini farklı coğrafyalarda anlatiyor.                                Bu nedenle kendimi hiçbir zaman
          Onun yaklaşımında Mevlana’nın                                             “mirasın sahibi” olarak görmedim,
          mirası, hayatın her alanına yayılan                                       aksine o büyük hikmet deryasından
          bir ahlak ve gönül anlayışı olarak                                        bir damla olabilme çabasında oldum.
          yer buluyor. Sofra kültürü, paylaşım,                                     Asıl mesele soy bağı değil, gönül bağı
          bereket ve “edep” kavramlarına yaptığı                                    kurabilmek...
          vurgu ise tasavvuf ile gastronomi
          arasındaki güçlü bağı görünür kılıyor.
                                                                                     Sofra adabı, insanın sınırlarını
          Bu söyleşide Bayru ile Mevlevi       Hz. Mevlana’nın 22. kuşak torunu olarak   öğrenmesidir. Paylaşmayı, beklemeyi,
          geleneğinde mutfağın anlamını,       doğmak, sizin için bir kimlik mi, yoksa   şükretmeyi öğretir. Sessizlik içinde
          Ateşbaz-ı Veli’nin temsil ettiği “pişme”   ömür boyu taşınan bir emanet mi?  yemek yemek, lokmayı fark ederek
          anlayışını, sofranın insan terbiyesindeki   Hz. Mevlana’nın soyundan gelmek,   almak…    Bunlar insanı yavaşlatır ve
          yerini ve günümüz gastronomi         benim için bir ayrıcalıktan çok bir   içe döndürür. Sofra, nefsin en sade
          dünyasının ihtiyaç duyduğu manevi    sorumluluk. Bu miras, ismimin önüne   sınavlarından biridir.
          dengeyi konuştuk.                    yazılan bir unvan değil; hayatımın






     86  |  Haziran-Temmuz 2026  |  gastronomiturkey.com
   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90   91