İstanbul’da doğan Sofralar Sergisi, beşinci yılında The Savoy London’a taşınarak uluslararası ilk edisyonunu gerçekleştirdi. Sanat, tasarım ve iş dünyasını aynı masa etrafında buluşturan etkinlik, Londra’da güçlü bir iz bıraktı.
Sofralar Sergisi, beşinci yılında rotasını Londra’ya çevirerek uluslararası yolculuğunun ilk adımını attı. RSVP Club iş birliğiyle The Savoy London’da gerçekleşen “Londra Özel Edisyonu”, İstanbul’da yakaladığı etkiyi küresel ölçekte yeniden kurarken, lüks etkinlik dünyasının dikkatini tek bir noktada topladı.
11–12 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenen organizasyon, yalnızca bir sergi olmanın ötesine geçerek çok katmanlı bir buluşmaya dönüştü. “The Art of Design” temasıyla hazırlanan sofra tasarımları, “The Art of Business” başlıklı sempozyum ve eş zamanlı gerçekleşen B2B görüşmeleri, etkinliği sektörün farklı disiplinlerini bir araya getiren güçlü bir platform haline getirdi.
2022 yılında Meltem Tepeler tarafından hayata geçirilen Sofralar Sergisi, kısa sürede İstanbul’da kendi kitlesini oluşturan, tasarım odaklı bir buluşma noktası haline geldi. Londra edisyonu ise bu yapının sınırlarını genişleterek, sergiyi uluslararası ölçekte konumlandıran ilk adım oldu. RSVP Club kurucusu James Lord ile kurulan iş birliği, bu geçişin en kritik eşiklerinden biri olarak öne çıktı.
Londra edisyonunun merkezinde yer alan “The Art of Design” teması, sofrayı bir sunum alanı olmaktan çıkarıp yaratıcı bir ifade biçimine dönüştürdü. Tasarımcılar; Vincent van Gogh’tan Yayoi Kusama’ya, Matisse’ten Botticelli’ye uzanan sanat tarihinden aldıkları referansları, çiçek, obje ve mekân diliyle yeniden yorumladı. Ortaya çıkan her sofra, yalnızca estetik bir kompozisyon değil, kendi içinde bir anlatı kuran bağımsız bir sahneye dönüştü.
Açılış gecesi, The Savoy London’ın balo salonunda gerçekleşti. Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Hasan Ulusoy’un da aralarında bulunduğu davetliler, uluslararası etkinlik ve düğün sektörünün önde gelen isimleriyle birlikte aynı çatı altında buluştu. Gecenin açılışında konuşan Meltem Tepeler, serginin çıkış noktasını ve bugün ulaştığı ölçeği samimi bir dille aktarırken, sofranın kendisi için her zaman bir hikâye anlatma biçimi olduğunu vurguladı.
Gecenin öne çıkan anlarından biri, gelenekselleşen ödül töreniydi. Önceki edisyonlarda yer alan tasarımcıların sahneye davet edilerek onurlandırılması, serginin yıllar içinde oluşturduğu kolektif yapıyı görünür kıldı. Johnny Roxburgh, Rob Van Helden, Ricky Paul, Katya Hutter, Paula Rooney ve Elizabeth Dillingham, 2026 tasarımcı ödüllerinin sahipleri oldu. Bu yıl ilk kez verilen sürdürülebilirlik ödülü ise The Savoy London’a takdim edildi.
Sergide yer alan altı farklı sofra, sanat ile etkinlik tasarımının kesiştiği noktayı somutlaştırdı. Van Gogh’un renk dünyasından Kusama’nın tekrar duygusuna, Matisse’in özgür kompozisyon anlayışından Botticelli’nin zarafetine uzanan bu yorumlar, klasik sanat referanslarını çağdaş bir deneyime dönüştürdü. Sofra, bu yaklaşımda yalnızca bir dekor değil; içine girilen, hissedilen ve deneyimlenen bir alan olarak yeniden tanımlandı.
Etkinliğin ikinci günü ise odağını iş dünyasına çevirdi. “The Art of Business” başlıklı sempozyumda sektörün farklı alanlarından konuşmacılar, lüks etkinlik dünyasının dönüşen dinamiklerini ele aldı. Özellikle İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu iş birliğiyle gerçekleşen panel, İstanbul’un uluslararası düğün ve etkinlik destinasyonu olarak konumunu yeniden gündeme taşıdı.
Sempozyumla paralel yürütülen B2B görüşmeler, etkinliğin ticari boyutunu güçlendiren önemli bir ayağı oluşturdu. Lüks otel markaları, destinasyon temsilcileri ve etkinlik planlayıcıları arasında kurulan bu temaslar, Sofralar Sergisi’nin yalnızca estetik değil, aynı zamanda stratejik bir platform olduğunu da ortaya koydu.
Londra edisyonu, Sofralar Sergisi’nin geldiği noktayı göstermesi açısından önemliydi. Ancak daha da önemlisi, bu yapının bundan sonra nereye evrileceğine dair güçlü bir işaret veriyor. Çünkü burada kurulan şey yalnızca bir sergi değil; sofrayı merkezine alan, tasarım, kültür ve iş dünyasını aynı zeminde buluşturan yeni bir dil.