Sofrada Hikaye Var: Lezzetin hafızayla buluştuğu akşamlar

Reha Tartıcı’nın No1 Culinaria Zekeriyaköy’de hayata geçirdiği “Sofrada Hikâye Var” buluşmaları, yemeği anlatıyla birleştirerek sofrayı bir hafıza mekanına dönüştürüyor.

Gastronomi ve mutfak kültürü yazarı Reha Tartıcı, No1 Culinaria Zekeriyaköy’de her ay düzenlediği “Sofrada Hikaye Var” buluşmalarıyla yemeği, anlatıyı ve hafızayı aynı sofrada bir araya getiriyor. Sunay Akın’dan Gülten Dayıoğlu’na, Esra Ronabar’dan edebiyat ve sanat dünyasının farklı isimlerine uzanan konuk seçkisiyle bu etkinlik, klasik bir gastronomi deneyiminin çok ötesine geçiyor. Sofra bir hafıza mekanı Reha Tartıcı’ya göre sofra yalnızca yemek yenilen bir alan değil; insanın kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu en eski bağlardan biri. “Sofrada Hikaye Var” fikri de tam olarak bu düşünceden doğuyor. Tartıcı, sofrayı bir hafıza mekanı olarak ele alırken, anlatıyı bu alanın merkezine yerleştiriyor. No1 Culinaria Zekeriyaköy’ün atmosferiyle birleşen bu yaklaşım, katılımcıları hem duyusal hem de düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Hafızaya dokunan konuklar Tartıcı, etkinliğe davet ettiği isimleri “hafızaya dokunan bir ses” olarak tanımlıyor. Sözüyle, üretimiyle ve duruşuyla toplumsal belleğe katkı sunan isimler, yalnızca sahnede değil, sofranın etrafında da etkinliğin bir parçası oluyor. Bu yakınlık, anlatılan hikayelerin katılımcıların kendi yaşamlarına açılan bir pencereye dönüşmesini sağlıyor. Hikaye sofrada örülüyor Anlatının omurgası, konuklarla birlikte şekilleniyor. Hikaye; yaşamdan, üretimden ve kişisel deneyimlerden beslenirken, sofra bu anlatının zemini haline geliyor. Mekanın ışığı, atmosferi ve menüsü de bu dokunun tamamlayıcı unsurları olarak öne çıkıyor. Amaç, samimi ve ortak bir akış yaratmak. Menü de anlatının bir parçası Etkinlik gecelerine özel hazırlanan menüler, hikayeden bağımsız düşünülmüyor. No1 Culinaria Zekeriyaköy’de Şef Mehmet Canarslan ve ekibi tarafından hazırlanan her tabak, anlatının bir bölümünü temsil ediyor. Malzemeler, sunum ve tatlar; hafızayı harekete geçiren çağrışımlar yaratmayı hedefliyor. Böylece yemek, yalnızca damakta değil, zihinde de iz bırakıyor. Hem doymuş hem de düşünceli! Tartıcı’nın en önemli hedeflerinden biri katılımcıların etkinlikten “hem doymuş hem de düşünceli” ayrılması. Geri dönüşler de bunu doğruluyor: “Bu sofrada kendimizi bulduk” ya da “İç sesimizi duyduk” gibi cümleler, etkinliğin yalnızca bir akşam yemeği değil, içsel bir yolculuk olarak algılandığını gösteriyor. Yeni hikayeler yolda Reha Tartıcı, gelecekte hafızayı ve kültürü farklı disiplinlerle buluşturan yeni projeler üzerinde çalıştığını da söylüyor. Bu projelerin, No1 Culinaria Zekeriyaköy’ün ruhuyla birleşerek sofrada anlatılan hikayeleri çoğaltması hedefleniyor. www.no1culinaria.com