Kahve bizim için bir deneyim ve buluşma alanı

1401 Coffee, kahveyi hızlı tüketilen bir içecekten çıkararak; sohbeti, paylaşımı ve bilinçli zamanı merkeze alan bir deneyim alanı olarak konumlandırıyor. Markanın Kurucusu Bülent Özgür Kılıç, “Amacımız doğru yerde, doğru deneyimi sunarak kalıcı bir buluşma noktası yaratmak” diyor.

1401 Coffee’nin temelleri, uzun yıllar farklı sektörlerde yöneticilik yapan Bülent Özgür Kılıç’ın biriktirdiği kurumsal deneyime dayanıyor. Büyük ekipler yönetmiş, büyüme ve kriz süreçlerini birebir deneyimlemiş bir isim olarak Kılıç, sürdürülebilir markaların ancak güçlü bir strateji, sağlam bir operasyonel yapı ve net bir kurum kültürüyle var olabileceğine dikkat çekiyor. Yeme-içme sektörüne adım attığı ilk yıllarda kahve pazarını yakından gözlemleyen Kılıç, hızla büyüyen ancak aynı hızla kırılganlaşan bir yapı fark ettiğini söylüyor. Artan talebe odaklanan pek çok markanın, deneyimi ve mekân kimliğini geri planda bıraktığını belirten Kılıç, 1401 Coffee fikrinin tam da bu noktada filizlendiğini şöyle ifade ediyor: “Kahveyi hızlı tüketilen bir ürün olarak değil, bilinçli olarak zaman ayrılan bir deneyim olarak ele almak istedik. Mekanı ise insanların isteyerek vakit geçirmek isteyeceği nitelikli bir buluşma alanı olarak kurguladık.” Bu yaklaşım zamanla yeni bir ihtiyacı da beraberinde getiriyor ve kahve deneyimini gastronomiyle tamamlayan 1401 Food & Drink konsepti doğuyor. Bugün 1401 çatısı altında, biri kahve odaklı daha dinamik bir yapı sunan 1401 Coffee, diğeri ise yeme-içme ve sosyal deneyimi merkeze alan 1401 Food & Drink olmak üzere iki tamamlayıcı konsept birlikte ilerliyor. Tarihsel anlam Markanın ismi, kahve kültürünün tarihine güçlü bir gönderme taşıyor. 1401 yılı, kahvenin Yemen’de ticari anlamda sistemli olarak yetiştirilmeye başlandığı ve farklı coğrafyalara yayıldığı dönemi simgeliyor. Yemen’den başlayan bu yolculuk, Mekke, Kahire ve Anadolu üzerinden Avrupa’ya uzanarak bugün küresel bir kültürün temelini oluşturuyor. 1401 Coffee’nin logosunda yer alan keçi figürü ise kahvenin keşfine dair en bilinen rivayetlerden birine dayanıyor. Etiyopyalı çoban Kaldi’nin keçilerinin kırmızı meyveleri yedikten sonra kazandığı enerjiyi fark etmesiyle başlayan bu hikaye, marka için merak ve keşif duygusunu temsil ediyor. Bütüncül bir yaklaşım 1401 Coffee’yi benzerlerinden ayıran en önemli unsur, kahveyi ürün, mekan, insan ve deneyim ekseninde bütüncül bir yapı olarak ele alması. Çekirdek seçiminden kavurma profiline kadar teknik bir disiplinle çalışan marka; Brezilya, Kolombiya ve Etiyopya başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen çekirdekleri aromatik profil ve içim dengesi açısından titizlikle değerlendiriyor. Her çekirdek, kendi karakterine uygun kavurma eğrileriyle ele alınırken düzenli cupping seanslarıyla tat tutarlılığı sürekli kontrol ediliyor. Barista eğitimleri, demleme reçeteleri ve ekipman kalibrasyonları ise tüm şubelerde standart bir sistemle yönetiliyor. Ancak markanın asıl fark yarattığı alan, bu teknik yaklaşımı sosyal bir deneyimle tamamlaması. Geniş metrekareli 1401 Coffee şubeleri; yoga buluşmalarından seramik atölyelerine, caz müzik performanslarından yaratıcı etkinliklere kadar pek çok buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Amaç, misafirin 1401’e yalnızca kahve içmek için değil, iyi hissetmek ve sosyalleşmek için gelmesi. İş yapış biçimi 1401 Coffee için sürdürülebilirlik, bir pazarlama başlığı değil; işin merkezinde yer alan bir değer. Çekirdek tedariğinde Fair Trade prensiplerine uygun çalışan istasyonlarla çalışan marka, Rainforest Alliance gibi çevresel ve sosyal sorumluluk odaklı oluşumları yakından takip ediyor. Şubelerde kullanılan La Marzocco makinelerinin desteklediği “Hands for Songwa” projesi ve yalnızca kadın çiftçiler tarafından üretilen Ruanda kahvesi gibi özel projeler, markanın bu konudaki duruşunu somutlaştırıyor. Kahveyi “daha iyi” yapmak Trendlerin hızla değiştiği kahve dünyasında, Bülent Özgür Kılıç’a göre kalıcı olan unsur kalite. 1401 Coffee’nin odağı, aromalarla gizlenmiş içecekler yerine, doğru çekirdek ve doğru kavurma ile dengeli, karakteri olan kahveler sunmak. Türkiye’de kahve Bülent Özgür Kılıç’a göre Türkiye’de kahve tüketimi artık daha bilinçli bir noktada. Özellikle pandemi sonrası dönemde, kahve hızlıca tüketilen bir alışkanlıktan çıkıp zaman ayrılan bir deneyime dönüşmüş durumda. Misafirler kahvenin kökenini, sunumunu ve servis dilini sorguluyor ve kaliteyi ayırt edebiliyor. Bu dönüşüm, nitelikli kahvenin Türkiye’de olgunlaşmaya başladığını gösteriyor. 1401 Coffee de bu bilinçli tüketim anlayışını destekleyen bir duruş sergiliyor. Global hedefler Bugün 1401 Coffee ve 1401 Food & Drink konseptleriyle birlikte marka, 25’in üzerinde aktif şubeye ulaşmış durumda. Aylık cirolar, 1401 Coffee’de lokasyona bağlı olarak 2.5–4 milyon TL bandında. 1401 Food & Drink’te ise 5–8 milyon TL aralığında seyrediyor. Beş yıllık hedef ise Türkiye genelinde 200 noktaya ulaşmak. Yurt dışı büyümesini ise yalnızca şube sayısı artırmak olarak değil, kültürel bir temsil olarak konumlandıran marka, Düsseldorf’ta ilk yurt dışı şubesini açmaya hazırlanıyor. İngiltere ve Dubai pazarları için de fizibilite çalışmaları devam ediyor. www.1401coffee.com