Türkiye’de deniz ürünleri kültürüne çağdaş bir bakış kazandıran Suat Yılmaz, Misina çatısı altında mevsim balıkları ve doğru balık seçimi konusunda tüketicilere rehberlik ediyor. Bilinçli tercihlerle kurulan sofraların, deniz ekosisteminin sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.
Deniz ürünleri tüketimi, bugün yalnızca lezzet ve beslenme tercihi olmanın ötesinde; denizlerin geleceğini doğrudan etkileyen bir sorumluluk alanına dönüşmüş durumda. Misina’nın kurucusu ve deniz mutfağına çağdaş bir yaklaşım kazandıran isimlerden Suat Yılmaz, balık tezgâhında yapılan her bilinçli seçimin, hem sağlıklı beslenmeye hem de denizlerin korunmasına katkı sunduğunu vurguluyor.
Türkiye, deniz ekosistemleri açısından büyük bir zenginliğe sahip olsa da; balık stoklarının giderek azalması, mevsim dışı avcılık, yetersiz denetimler ve yanlış tüketim alışkanlıkları bu doğal mirası tehdit ediyor. Yerel türlerin sayısı her yıl azalırken, sofralara ulaşan pek çok deniz ürünü ithalat yoluyla temin ediliyor. Bu tablo, denizlerin yalnızca avcılık faaliyetleri üzerinden değil; üretimden tüketime uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
“Denizler niyetle değil, sistemle korunur”
Suat Yılmaz’a göre sorun, yalnızca balıkçıların avlanma biçimleriyle sınırlı değil. Sürdürülebilirlik için net kurallar, bilimsel verilere dayalı avlanma limitleri ve etkin denetim mekanizmaları şart. Kara ulaşımında uygulanan ruhsat ve kota sistemlerine benzer biçimde, denizlerde de avcılık kapasitesinin kontrollü ve planlı şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, sistem eksikliklerinin denizler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor.
“Denizler niyetle değil, sistemle korunur”
Bugün Türkiye’de levrek, çipura, somon ve alabalık gibi kültür balıkları üretilmese, denizlerden elde edilen ürünler iç tüketimin yalnızca yüzde 30–40’ını karşılayabilecek düzeyde kalacaktı. Kültür balığı üretimi ekonomik açıdan önemli bir değer yaratırken, bu üretimde kullanılan yemlerin büyük bölümünün yine denizlerden sağlanması doğal stoklar üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu noktada Yılmaz’a göre asıl dönüşüm, tüketicinin günlük tercihleriyle başlıyor. Balık tezgâhında yapılan her doğru seçim, denizlerin geleceğine yapılan somut bir yatırım anlamına geliyor.
Bilinçli tüketici için temel ilkeler
Suat Yılmaz, deniz ürünleri alışverişinde dikkat edilmesi gereken noktaları şu başlıklar altında topluyor:
– Mevsiminde avlanan balıkların tercih edilmesi
– Ürünün menşei ve avlanma yönteminin sorgulanması
– Aşırı talep gören türlerin tüketiminde ölçülü olunması
– Tazeliğin göz, koku ve doku ile değerlendirilmesi
– Sürekli aynı türler yerine farklı balık çeşitlerine yönelinmesi
Bu yaklaşım, yalnızca sağlıklı beslenmeyi değil; deniz ekosisteminin korunmasını da destekliyor.
Mevsim takvimine göre şekillenen bir mutfak
Misina’nın mutfak anlayışı da bu bilinçli bakış üzerine kuruluyor. Menü, mevsimsel balık takvimine göre hazırlanırken; küçük ölçekli balıkçılarla doğrudan tedarik modeli ve sade pişirme teknikleriyle ürünlerin doğal karakteri ön planda tutuluyor. Misina, yalnızca bir restoran deneyimi değil; bilgiye dayalı, doğaya saygılı ve geleceği gözeten bir deniz mutfağı kültürünü temsil ediyor.
Suat Yılmaz’ın altını çizdiği mesaj ise net: Denizi korumanın yolu, sofrada yapılan tercihlerden geçiyor.